Seferihisar’ın Sığacık bölgesinde doğal sit alanlarının koruma derecesinin düşürülmesine karşı yürütülen hukuk mücadelesinde kritik bir gelişme yaşandı. EGEÇEP ve Seferihisarlıların açtığı davada hazırlanan bilirkişi raporu, bölgenin ekolojik değerini tescilleyerek statü değişikliğine karşı bilimsel bir duruş sergiledi.
Sığacık’taki Doğa Mücadelesinde Ne Yaşandı?
Seferihisar – Sığacık-Hıdırlık bölgesindeki doğal sit statüsünün düşürülmesine karşı EGEÇEP ve bölge halkı tarafından açılan davada, beklenen bilirkişi raporu kamuoyuna duyuruldu. Bölgenin yapılaşma baskısı altına girmesine karşı bilimsel bir set çeken rapor, “Sığacık rant alanı değil, yaşam alanıdır” tespitinde bulunarak doğa savunucuları için tarihi bir dönüm noktası oluşturdu.
Koruma Statüsü Neden Düşürülmek İsteniyor?
Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP) tarafından aktarılan bilgilere göre, İzmir 4. İdari Dava Dairesi’nin talimatıyla oluşturulan bilirkişi heyeti, mevcut koruma derecesinin düşürülmesini “teknik ve bilimsel gerekçelerden yoksun” olarak nitelendirdi. 2022 senesinde Bakanlık onayıyla “Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” olarak belirlenen sahaların, aslında en yüksek koruma segmenti olan “Kesin Korunacak Hassas Alan” kriterlerini eksiksiz karşıladığı raporla kanıtlandı.
Sığacık Körfezi’nde Hangi Türler Risk Altında?
Beş ayrı bilim dalından uzman isimlerin titizlikle hazırladığı rapor, Sığacık Körfezi’nin flora ve fauna zenginliğini bir kez daha kanıtladı. Bölgede 5’i endemik olmak üzere toplam 393 bitki ve 237 hayvan türünün yaşam sürdüğü belirtildi. Uzmanlar, statü değişikliğinin gerçekleşmesi durumunda Akdeniz foku ve deniz çayırları gibi kritik öneme sahip habitatların geri dönülemez bir yıkıma uğrayacağı konusunda uyarıda bulundu.
Yapılaşmanın Çevresel Etkileri Nasıl Olacak?
Raporda bölgenin jeolojik hassasiyetine de geniş yer verildi. Karstik ve geçirgen bir toprak yapısına sahip olan bölgede, insan nüfusunun ve yapılaşmanın artmasının yeraltı su kaynaklarını ve deniz temizliğini doğrudan tehlikeye atacağı ifade edildi. Bilirkişi heyeti, “alanın zaten bozulmuş olduğu” iddiasıyla koruma derecesini düşürmenin ekolojik restorasyon prensipleriyle çeliştiğini; hukukun asıl amacının bozulan doğayı imara açmak değil, iyileştirip eski haline getirmek olduğunu vurguladı.
Hukuki Süreç Nasıl Devam Edecek?
Davanın Türkiye’deki diğer koruma alanları için de emsal niteliği taşıdığını belirten EGEÇEP, mücadelenin kararlılıkla süreceğini duyurdu. Yapılan resmi açıklamada, “Bilim gerçekleri ortaya koymuştur. Hukukun da bilimin gereğini yapmasını umuyoruz” ifadelerine yer verilerek, Sığacık’ın doğal yapısının korunması talebi yinelendi.
