TÍTULO: İzmir’de Yeni Bitki Türü “Göbekotu” Keşfedildi
Ege Üniversitesi Botanik Bahçesi ve Herbaryum Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Yıldırım’ın öncülük ettiği bilimsel çalışmalarda, Batı Anadolu’ya özgü “İzmir Göbekotu” adı verilen yepyeni bir bitki türü keşfedildi. Bu önemli buluş, bilim dünyasına duyuruldu.
Yeni Bir Türün Tanımlanması
İzmir’in Ödemiş ilçesinde gerçekleştirilen araştırmalar sonucunda, Batı Anadolu’ya özgü olarak bilinen yeni bir bitki türü bilimsel literatüre kazandırıldı. Ege Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi’nden uzmanların ortak çalışmalarıyla tanımlanan ve bilimsel adı “Umbilicus choripetalus” olarak belirlenen türün, Türkçe’de “İzmir göbekotu” olarak isimlendirilmesi önerildi. Bu keşif, uluslararası saygın bilimsel taksonomi dergisi Phytotaxa’da yayımlanan bir makaleyle duyuruldu.
Özgün Yapısıyla Dikkat Çekiyor
Prof. Dr. Hasan Yıldırım, “İzmir Göbekotu”nun, mevcut göbekotu cinsleri arasında bilinen tüm türlerden belirgin şekilde farklılaştığını vurguladı. Bu yeni türü benzersiz kılan en önemli özelliğin, tamamen ayrık taç yapraklarıyla yıldız biçiminde birleşen çiçek yapısı olduğunu belirtti. Prof. Dr. Yıldırım, bu spesifik çiçeğin göbekotu cinsinde ilk kez gözlemlendiğini ifade etti.
Yaşam Alanı ve Yayılışı
Nerede Yetişiyor?
Prof. Dr. Hasan Yıldırım, “İzmir Göbekotu”nun yayılış alanı hakkında şu bilgileri verdi: “Bu yeni tür, sadece İzmir’in Ödemiş ilçesinde, Ovacık Platosu’nda yaklaşık 1300-1400 metre yükseklikteki volkanik kaya çatlaklarında yetişmektedir. Bu durum, türü ekolojik açıdan da son derece özgün kılmaktadır.”
En Yakın Akrabaları Kimler?
Türün en yakın akrabalarının ise yalnızca kireçtaşı kayaçlarında yaşam sürdüğünü belirten Prof. Dr. Yıldırım, “Umbilicus tropaeolifolius” ve “Umbilicus paniculiformis” türlerinin yayılış alanlarının “İzmir Göbekotu”ndan tamamen farklı olduğunu ekledi. “Umbilicus tropaeolifolius”un Türkiye’nin güneydoğusu ile İran ve Irak gibi Orta Doğu bölgelerinde görüldüğünü, “Umbilicus paniculiformis”in ise Sudan’da lokal olarak Kuzeydoğu Afrika’da bulunduğunu ve her iki türün de sadece kireçtaşı habitatlarına bağlı olduğunu dile getirdi.
Türkiye’nin İlk Yerli Göbekotu Türü
Endemik Bir Keşif
Çalışma kapsamında bitkinin morfolojik özelliklerinin yanı sıra genetik yapısı da incelendi. Prof. Dr. Yıldırım, yapılan DNA analizlerinin, “Umbilicus choripetalus”un yakın türleriyle akraba olmasına rağmen, genetik olarak ayrı ve izole bir soy oluşturduğunu ortaya koyduğunu açıkladı. Bu bulguların, türün yeni bir bilimsel takson olarak tanımlanmasını güçlü bir şekilde desteklediğini belirtti.
Göbekotu Cinsinin Küresel Durumu
Göbekotu cinsinin dünya genelinde 16 tür ile temsil edildiğini ve bu türlerin Avrupa, Akdeniz Havzası, Yakın Doğu Asya, Afrika ve Hindistan gibi geniş ancak dağınık bir coğrafyada yayılış gösterdiğini aktaran Prof. Dr. Yıldırım, Türkiye’de ise bu cinse ait bugüne kadar yedi türün bilindiğini ve bu türlerin tamamının Türkiye dışında da yayılış gösterdiğini söyledi. “İzmir Göbekotu”nun keşfiyle birlikte, göbekotu cinsi içinde Türkiye’ye özgü ilk endemik türün bilimsel olarak ortaya konulduğunu vurguladı.
Doğal Mirasın Korunması
Acil Koruma Gereksinimi
Prof. Dr. Yıldırım, türün korunmasının büyük önem taşıdığına dikkat çekti. Şu ana kadar yalnızca tek bir bölgeden bilinen ve yaklaşık 550 bireylik bir popülasyona sahip olan “İzmir Göbekotu” için Uluslararası Doğayı Koruma Birliği (IUCN) kriterlerine göre “Hassas (Vulnerable)” koruma statüsü önerildiğini bildirdi.
Biyolojik Çeşitliliğe Dikkat Çekiyor
Bu keşfin, Batı Anadolu’nun henüz yeterince bilinmeyen biyolojik çeşitliliğine işaret ettiğini belirten Prof. Dr. Yıldırım, jeolojik olarak farklı alanların beklenmedik şekilde özgün ve sınırlı yayılışlı bitki türlerine ev sahipliği yapabildiğinin bir kez daha kanıtlandığını söyledi. Bu yeni türün, sadece botanik literatürüne eklenen bir isim olmanın ötesinde, Anadolu’nun doğal mirasının korunmasının neden hayati olduğunu gösteren güçlü bir bilimsel kanıt niteliği taşıdığını sözlerine ekledi.
Bilimsel Katkılar
Bu kapsamlı çalışma; Ege Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi ve farklı kurumlardan bilim insanlarının işbirliğiyle gerçekleştirildi. Arazi çalışmaları, morfolojik incelemeler ve bilimsel tanım Prof. Dr. Hasan Yıldırım ve Dr. Tuğkan Özdöl tarafından yapıldı. Genetik ve filogenetik analizler Dr. Barış Özüdoğru ve Dr. Ilgın Deniz Can tarafından yürütüldü. Laboratuvar süreçlerine ve ölçümlere Dr. Ademi Fahri Pirhan ve Dr. Şükrü Arasan katkıda bulundu. Doç. Dr. Mehmet Maruf Balos, saha çalışmalarına ve makalenin değerlendirme sürecine destek verirken, Musa Geçit de saha çalışmaları ve türün yayılışına ilişkin gözlemleriyle projeye dahil oldu. Yeni türün bilimsel çizimleri ise bitki ressamı ve Balıkesir Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencisi Hazelnas Varol tarafından hazırlandı.
