Emekli öğretmen Dilek Işık, uzun yıllar yorgunluk olarak değerlendirdiği şiddetli kalp çarpıntılarını, 50’li yaşlarında teşhis konulan SVT (Supraventriküler Taşikardi) olduğunu öğrendi. Bu durum, onun için bir dönüm noktası oldu.
Kalp Çarpıntılarını Yıllarca Yorgunluk Sandı, Ablasyonla Şifa Buldu
Dakikada 224’e kadar yükselen nabız hızına sahip Dilek Işık, geçirdiği son şiddetli atak sonrası Medicana Sağlık Grubu Kardiyoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Selma Akdeniz Oskay’a başvurdu. Başarılı bir ablasyon operasyonu geçiren Işık, sağlığına kavuştu.
56 yaşındaki emekli öğretmen Dilek Işık, uzun süredir devam eden nefes darlığı, halsizlik ve tüm vücudunda hissettiği yoğun kalp çarpıntılarını, çiftlik işleri ve günlük yaşamın getirdiği doğal bir yorgunluk sanıyordu. Ancak ani başlayan ve nabzını 224’e çıkaran bir atak, bu düşüncelerini değiştirdi. 50’li yaşlarında, kalpteki fazla sinir liflerinden kaynaklanan ritim bozukluğu olan SVT (Supraventriküler Taşikardi) tanısı konuldu. Araştırmaları sonucunda tedavi sürecini Medicana International İzmir Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Selma Akdeniz Oskay’a emanet etti. Uzm. Dr. Selma Akdeniz Oskay’ın takibinde 4 yıl süren ilaç tedavisine rağmen, son yaşadığı şiddetli atak üzerine Dilek Işık, yıllardır ertelediği ablasyon işlemini kabul etti. Kalpteki ritim bozukluğuna yol açan odağın ısı enerjisi kullanılarak yok edildiği ablasyon yöntemiyle sağlığına yeniden kavuşan Dilek Işık, bu sayede hayatını sarsan ataklardan kalıcı olarak kurtuldu.
Yaşadıklarını Dile Getirdi: “Yorgunluktur Geçer Sanıyordum”
SVT hastalığına ilişkin deneyimlerini paylaşan Dilek Işık, tanı almadan önceki semptomların da aslında hastalığın bir parçası olduğunu fark ettiğini belirtti. “Nefes alamama, şiddetli kalp çarpıntısı. Kalbimin ayak parmağımda attığını hissettiğim zamanlar oldu,” diyen Işık, bu durumları sürekli olarak yorgunluğa bağladığını ifade etti. Emekli bir öğretmen olmasının yanı sıra çiftlik işleriyle de uğraştığını anlatan Işık, akşamları yoğun kalp çarpıntısı hissettiğinde bunu hep gün içindeki yorgunluğa yorduğunu söyledi. Yaklaşık 3-4 yıl önce yaşadığı güçlü bir atak ise bu düşüncelerini değiştirdi. Olay anında hastaneye yakın bir yerde olduğunu ve muayene edildiğinde kalp atış hızının 224’e çıktığını görünce teşhis konuldu. Kalbin bu hızda dakikalarca attığı belirtildi. İlaçla sakinleştirilmesinin ardından tanı alan Işık, doktor arayışına girerek Uzm. Dr. Selma Akdeniz Oskay ile tanıştı. Yıllarca süren takibin ardından iki hafta önce tekrar büyük bir atak yaşadı. Tesadüfen o gün Medicana’da kontrolü vardı ve acil servise ulaşabildi. Kalbinin bir saat boyunca 200’ün üzerinde attığını belirten Işık, bunun üzerine ablasyon kararı aldıklarını aktardı.
Operasyon Sonrası Hayallerine Kavuştu: “İlk Yaptığım Uçak Bileti Almak Oldu”
Ablasyon işlemi sonrasında kalp atış hızının 50’lere kadar düştüğünü belirten Dilek Işık, hastalık sürecinde yaşadığı zorluklara değindi. Işık, 4 yıl önce ablasyon yaptırmak istediğini ancak olası bir aksilikten duyduğu korku nedeniyle ertelediğini söyledi. Bu düşüncelerle hayatına devam edeceğini sandığını, atakları bir deprem gibi yaşayacağını düşündüğünü ifade etti. Ancak operasyonun korkulacak bir şey olmadığını yaşayarak gördüğünü ve bilseydi 4 yıl önce bu işlemi yaptıracağını belirtti. Hastalığın en rahatsız edici yanının nefes alamamak ve atak sonrası hissedilen bitkinlik olduğunu dile getiren Işık, bundan sonra bu sorunları yaşamayacağını umduğunu söyledi. Hastalık nedeniyle ertelediği hayallerini gerçekleştirebilecek olmanın sevincini yaşayan Dilek Işık, hayalinin çiftçi olmak olduğunu ve bu tanıyı aldıktan sonra işlerini yavaşlatmak, bizzat çalışamaz hale geldiğini anlattı. Bir yere giderken tedirgin olduğunu ve eşinin de kendisini yalnız göndermeye çekindiğini belirtti. Şimdi yurt dışı tatili için uçak bileti aldığını ve bundan sonra daha özgür bir yaşam sürmeyi umduğunu, bu süreci yeni bir başlangıç olarak gördüğünü sözlerine ekledi.
Tekrarlayan Ataklar Kalp Yetmezliğine Yol Açabilir: Uzman Görüşü
Dilek Işık’ın geçirdiği supraventriküler taşikardi (SVT) hastalığı hakkında bilgi veren Uzm. Dr. Selma Akdeniz Oskay, SVT’nin kalp damar hastalıkları kadar bilinmeyen ve yeterince teşhis konulamayan bir rahatsızlık olduğunu ifade etti. Bu hastalıkta, kalbin aniden 60-70 atımdan 200’lü hızlara çıkması durumunda bayılma, beyin kanaması riski, kalp spazmı ve tekrarlayan ataklarda kalp yetmezliği gibi ciddi sonuçların ortaya çıkabileceğini belirtti. Kitaplarda yılda 3-4 atak olarak belirtilse de, ilk atakta bile kalp spazmını tetikleme potansiyeli varsa ablasyonun önerilmesi gerektiğini vurguladı. Ablasyonun “yok etme” anlamına geldiğini ve kalpte fazladan bulunan sinir lifine müdahale edildiğini açıkladı. Bu işlemin çok hassas olduğunu, olması gereken sinir lifini nakış işler gibi ısı enerjisiyle ortadan kaldırmak gerektiğini belirtti. İşlem sonrası testlerin tekrarlandığını ve yöntemin anjiyografi ile karıştırılabildiğini ancak kasık bölgesindeki ana toplardamar kullanılarak yapıldığını, bilekten anjiyo gibi gerçekleştirilemediğini dile getirdi. İşlem sırasında hastanın bilincinin açık olabildiğini ve işlem sonrasında hastanın tercihen bir gece hastanede yatmasının faydalı olduğunu belirtti. Kesisi olmayan işlemin ardından hastanın günlük rutinine dönebileceğini ve sonrasında ilaçsız olarak gözlem altında tutulduğunu ekledi.
SVT’nin panik atak gibi hastalıklarla karıştırılabildiğini ve pek çok hastanın tanı konulmadan bu durumu yaşadığını belirten Uzm. Dr. Selma Akdeniz Oskay, özellikle hastalığın panik ataktan farkına dikkat çekti. SVT’nin hiçbir tetikleyici neden olmadan, her şeyin yolunda gittiği durumlarda bile başlayabileceğini ifade etti. Panik atağın genellikle yarım saat içinde sonlanırken, SVT ataklarının ne kadar süreceğinin öngörülemeyeceğini ve acile başvurmadan veya ilaç almadan sonlanamayabileceğini vurguladı. Bu farkındalığın oluşturularak acile başvurmanın en doğru yaklaşım olduğunu belirtti. Panik ataklarda tansiyon yükselirken, SVT’de ise tansiyonun düşebileceği bilgisini paylaştı.
