Çocukluk Çağı Kanseri Farkındalık Günü’nde İyileşme Umutları Artıyor
Çocuk Onkolojisi alanında elde edilen ilerlemeler, özellikle Uluslararası Çocukluk Çağı Kanseri Günü’nde dikkat çekiyor. Çocuk Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Nur Olgun, son yıllarda kaydedilen başarıların yüz güldürdüğünü belirtti. Prof. Dr. Olgun’un paylaştığı verilere göre, 2002 ile 2024 yılları arasında ulusal kayıt sistemine toplam 52 bin 907 çocuk hasta dahil edildi.
Nedenleri ve Belirtileri
Çocukluk Çağı Kanserlerinin Özellikleri
Prof. Dr. Nur Olgun, çocukluk çağı kanserlerinin erişkinlerde görülen kanserlerden farklı özellikler taşıdığına vurgu yaptı. “Çocuklarda görülen kanserler biyolojik yapıları, seyirleri ve tedaviye verdikleri yanıt açısından erişkin kanserlerinden ayrılır,” diyen Olgun, en sık karşılaştıkları türlerin lösemiler, beyin tümörleri, lenfomalar, nöroblastom, Wilms tümörü ve kemik tümörleri olduğunu dile getirdi. Sevindirici olanın ise bu kanserlerin önemli bir kısmının artık tamamen tedavi edilebilir hale gelmiş olmasıdır.
Erken Tanının Önemi
Erken tanının hayat kurtarıcı rolünü vurgulayan Prof. Dr. Olgun, ailelerin belirli belirtiler konusunda dikkatli olmaları gerektiğini belirtti. Uzamış ateş, açıklanamayan kilo kaybı, solukluk, morarma, kemik ağrıları, vücutta şişlikler, halsizlik ve iştahsızlık gibi bulguların yakından takip edilmesi gerektiğini söyledi. Bu belirtilerin her zaman kanser anlamına gelmeyebileceğini ancak uzun sürmesi durumunda mutlaka bir hekime başvurulması gerektiğini ekledi. “Erken tanı, tedavi başarısını doğrudan etkileyen en kritik faktördür.”
Türkiye’deki Gelişmeler ve Veriler
Kayıt Sistemlerinin Rolü
Türkiye’de çocukluk çağı kanserlerine yönelik sistematik kayıt tutulmaya 2002 yılında başlandığını hatırlatan Prof. Dr. Olgun, bu alandaki geniş hasta serilerinin ülkenin sağlık sistemi için büyük önem taşıdığını vurguladı. “2002-2024 yılları arasında çocukluk çağı kanserleri kayıt sistemine toplam 52 bin 907 hasta kaydedilmiştir. Bu hastalarda 5 yıllık sağkalım oranının yüzde 70’in üzerinde olması, ülkemizde çocuk onkolojisi alanında ulaşılan seviyeyi ve uygulanan tedavilerin başarısını açıkça göstermektedir.” Bu verilerin, erken teşhis, standartlaşmış ulusal tedavi protokolleri ve multidisipliner yaklaşımların ne kadar önemli olduğunu gözler önüne serdiğini belirtti. Ayrıca, kayıt sistemlerinin daha da güçlendirilmesinin gelecekteki iyileştirmeler için kritik önem taşıdığını ekledi.
Tedavi Yöntemlerindeki Yenilikler
Modern Tedavi Yaklaşımları
Son yıllarda çocuk onkolojisi alanında önemli ilerlemeler kaydedildiğini belirten Prof. Dr. Olgun, kemoterapi, cerrahi ve radyoterapinin yanı sıra kök hücre nakli, hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapilerin kullanımının arttığını ifade etti. Genetik ve moleküler düzeydeki araştırmaların, kişiye özel tedavi stratejilerinin geliştirilmesine olanak sağladığını da sözlerine ekledi.
Nöroblastom Tedavisindeki Dönüm Noktası
Bu ilerlemelerin en çarpıcı örneklerinden birinin ileri evre nöroblastom hastalarındaki başarı olduğunu vurgulayan Olgun, “1992 yılında yüksek risk nöroblastom hastalarında sağkalım oranı yalnızca yüzde 6 iken, bu oran TPOG NB 2003, 2009 ve 2020 protokolleri ile yaklaşık yüzde 65’e yükselmiştir,” bilgisini paylaştı. Bu dikkate değer artışın, risk gruplandırmasında moleküler ve sitogenetik faktörlerin dikkate alınması, hedef tedaviler ve immünoterapi gibi yeni tedavi stratejilerinin bir sonucu olduğunu belirtti. Bu başarıların, Dünya Sağlık Örgütü ve diğer uluslararası kuruluşların desteklediği küresel iş birlikleri sayesinde daha da hızlandığını ekledi.
Destek ve Gelecek Perspektifi
Bütüncül Bakış Açısı
Kanserle mücadele sürecinin sadece tıbbi tedaviyle sınırlı olmadığını belirten Prof. Dr. Olgun, çocukların eğitim ve sosyal hayattan kopmamasının, oyun oynayabilmesinin ve akranlarıyla iletişim kurabilmesinin önemine değindi. “Aynı şekilde ailelerin de psikolojik ve sosyal destek alabilmesi, tedavi sürecini olumlu yönde etkiler. Bu mücadele bir ekip işidir.” ifadelerini kullandı.
Umut Dolu Mesajlar
Uluslararası Çocukluk Çağı Kanseri Günü’nün topluma önemli bir sorumluluk hatırlattığını belirten Prof. Dr. Nur Olgun, sözlerini şöyle tamamladı: “Her çocuk sağlıklı bir geleceği hak eder. Farkındalık arttıkça erken tanı oranları yükselir ve daha fazla çocuk hayata tutunur. Bugün atılan her adım, yarın daha fazla çocuğun gülümsemesi demektir. Çocuklarımız için umut var, bilim var ve gelecek var.”
